by Eren
10. April 2011 21:23
İnsanın hayatını geçmişte yapılan tercihler belirler. Bu tercihlerin bir kısmı şahsımıza aittir diğer kısmıda başkalarına.
Bu gün istediğimiz bir konumda yada ruh halinde değilsek geçmişte bizim hayatımızı etkileyen tüm tercihlerden ötürü, "daha iyisi olabilirdi" diyerek kendimizi yada başkalarını suçlamaya başlarız, ki bu suçlama zamanla kızgınlığa ve ardından bu kızgınlık; insanın bütün güzel hasletlerini körelten acı verici bir nefrete dönüşür.
Bu hasımlık kah kendimize karşıdır kah başkalarına.
Peki hayatımıza şekil veren pişmanlık duyduğumuz bu gibi acı tecrubeleri biz tekrar geçmişe dönüp düzeltmek istesek bunu başarabilirmiydik, o anları o ruhsal ve fiziksel durum halinde tekrar yaşasak kararlarımızda değişiklik olurmuydu?
Hayır,
Hiç sanmıyorum.
Biz bu gün bir seçim yapmak durumunda kaldığımızda seçeceğimiz şıkkı belirleyen parametreler, o anki ruhsal ve hormonal durumumuzdan tutunda, eş dostumuzun üzerimizdeki etkileri, geçmişten bu güne kadarki yaşadığımız tecrubeler, genlerimiz vasıtasıyla atalarımızdan bize miras kalan bir takım genetik özellikler, dini ve ideolojik korku ve çekincelerimiz, sağlık durumumuz....vb gibi onlarca yüzlerce hatta aklımıza dahi gelmeyecek binlerce değişik etmenlerden oluşur ki biz eğer hatalarımızdan sonra bir suçlu arayacaksak bu etmenlerin tümünü suçlamamız gerekir.
Neden bu topraklarda doğdum? Neden bu ana baba vasıtasıyla dünyaya geldim? Neden bu çevrede büyüdüm? Neden bu dine mensubum ?...vs.
Bu soruları sormak insan aklıyla bağdaşmadığı için biz kolay yolu seçip direkt kendimize yada başka bir noktaya saldırırız.
"Benim yüzümden!".
Hani şu babam ve oğlum filmindeki oğlunun ölümü için kendini sorumlu tutan babanın haykırışı varya. İşte ondan bahsediyorum.
İnsanı mahvedecek bir yanılgıdır bu. Hiç bir şer bizim yada başkası yüzünden olmaz. Hiç bir kötülükten sadece ve sadece biz yada bir başkası sorumlu değildir. Ortada bir yanlış,bir hata varsa o yanlışa sebep olan yukarıda bahsettiğimiz bir yığın etken sorumludur ki bu etkenler hayat denen kompleks sistemin bekası için gerçekleşmesi gereken düğümler yumağıdır.
Burada aslında kader kavramına ufak bir girizgah yaptık. Lafı fazla uzatmadan toparlayayım.
İnsanın hayatını belirleyen seçimlerin, sadece bir sorumlusu olmadığından, bir noktadan hareketle o hayatın şeklinden, dünyanın yaratıldığı ilk günden son güne kadarki tüm herşeyin sorumlu olduğundan, dolayısıyla insanın canını acıtan her acı olaydan sonra suçu bir noktaya yüklemesinin ne denli saçma bir hareket olduğundan bahsettik.
Bu bahiste anlatılanları özümseyen ve kalben kabul eden birinin;
Kalbinde ne kendine nede bir başkasına karşı nefrete yer kalmaz.
İnsanları hoş görür, suçlu aramaz.
Kendini Allahın yarattığı bu muhteşem düzenin kollarına bırakır, tevekkül eder, tek derdi hakkıyla yaşayabilmek olur,
Yaratılan herşeye ve evvela kendine hoş görü ve sevgiyle bakar.
Nihayet kalbi acımaz, pişmanlık duymaz, şükreder daima.